Gezgin Röportajları / @princessgdiaries

Bu hafta,  sizleri  işyerinizdeki pazartesi sendromunuzdan alıp, çok farklı diyarlara götürecek renkli bir konukla birlikteyiz. Websitemizin çözüm ortaklarından Pronto Tour’un tanıtım elçilerinden , 43.5 bin takipçili @princessgdiaries  instagram sayfasından ve aynı isimli blog sitesinden  ilgiyle izlenen, ülkemizin popüler gezginlerinden Gamze Akpul’ u biraz daha yakından tanımaya ne dersiniz?

 

Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz ?

Ben Gamze Akpul. 1987 İstanbul doğumluyum. Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler mezunuyum. Mezun olduktan sonra kurumsal hayatın bana göre olmadığına karar vererek full time seyahat etmeye başladım. Çevremdekiler bir yere seyahat planlamadan önce benim fikrimi almaya, benden tavsiye istemeye başladı. Ben de tecrübelerimi aktarabilmek için bir seyahat bloğu açtım. Bloğumun ismi PrincessGDiaries. Fotoğrafçılık eğitimi aldım ve şu anda blogger’lığı meslek olarak yapmaktayım. Markalarla, tur şirketleriyle ve otellerle işbirliği yapıyorum. Dünyanın en keyifli işi diyebilirim.

 

Seyahat tutkunuz ne zaman başladı ? İlk yolculuğunuzu nereye yapmıştınız ve o ilk seyahatten size neler kaldı?

Seyahat tutkusu genlerimde var desem yeridir. Annem Türk Hava Yolları’ndan emekli hostes/kabin amiri. Annem, babam, ablam ve ben, küçüklüğümden beri sürekli seyahat ederiz. 7 yaşımdan beri sürekli yurtdışına çıkıyorum. Yani bana seyahati aşılayan ailemdir. Gezmenin ne kadar öğretici olduğunu, kişisel gelişime ne kadar katkısı olduğunu bana öğrettiler ve beni asla bu konuda kısıtlamadılar, aksine teşvik ettiler. İlk yurtdışı maceram Paris ve Disneyland olmuştu. Tabii insan 7 yaşındayken çok da bilinçli gezmiyor. Bugüne kadar 35 ülke gördüm. Birçoğu ailemle… Ama üniversiteden mezun olduktan sonra, ailemden bağımsız olarak ilk defa Güney Fransa’ya gitmiştim. Nice, Cannes, St. Tropez ve bir sürü Fransız kasabası, köyü… O seyahatim bana, yaşadığım ülkeden ve ailemden uzakta olsam bile, kendi başıma, başka bir ülkede birçok şeyi başarabileceğimi gösterdi. O özgürlük hissinin tadına vardıktan sonra devamı geldi zaten. Hala ailemle birçok yere seyahat ediyorum ama kendi başıma, daha önce hiç gitmediğim bir ülkede geziyor olmak beni hiç korkutmuyor, bir kadın olmama rağmen… Sanırım özetle demek istediğim şey, seyahat etmek insanı özgürleştiriyor ve özgüvenini sağlamlaştırıyor. İnsan resmen kendini buluyor…

Giethoorn – Hollanda

 

Haftasonu yurtdışı seyahat planı yaparken hangi mevsimde, hangi ülkelere gitmeyi tercih edersiniz ? Bizlere birkaç örnek verebilir misiniz?

Hafta sonu kaçamaklarına bayılırım. Seyahat etmenin benim için mevsimi yoktur. İçliğimi, en kalın montumu giyer, atkımı, beremi, eldivenimi takar yine gezerim. Soğuk beni artık korkutmuyor. Kış seyahatlerimde daha fazla çay/kahve molası veriyorum sadece. Mesela, sonbaharda Stockholm bir harika oluyor. Kocaman parklarında, sonbahar yaprakları görsel bir şölen sergiliyor. Bu kış gittiğimde Helsinki rüya gibiydi karlar altında. Evet, gündüz en yüksek sıcaklık -6 idi ama ben hazırlıklıydım. Bir Baltık ülkesine gidiyorsam, orayı oranın atmosferine uygun bir mevsimde görmeliydim. İlkbaharda Tallinn, Riga, Vilnüs muhteşem oluyor. Hepsi de küçük küçük, kartpostal gibi şehirler; hafta sonunu ayırmanız yeterli. İtalya zaten bence her mevsim ayrı bir güzel. Yazın ise favorim Dubrovnik. Hafta sonu kaçamağı için en güzel destinasyonlardan. Hem tarih var hem de denizi, plajları muhteşem.

 




 


Instagram hesabınızda yeme-içme mekanlarını da paylaştığınızı görüyoruz. Yurt dışında ve İstanbul’da en beğendiğiniz birkaç favori mekanınızı bizimle paylaşabilir misiniz?

Benim için seyahat etmenin en keyifli yanlarından biri yeni mekanlar keşfetmek, yeni lezzetler tatmak. Bir yere gitmeden önce mutlaka, oranın yerel halkı nerelere gidiyor, nesi meşhur diye araştırırım. İstanbul’da da yeni açılan ve bana hitap edeceğini düşündüğüm her yeri keşfederim mutlaka. En favori mekanlarımdan örnek verecek olursam: Cnque Terre’nin Manarola köyündeki, tepedeki o eşsiz manzarasıyla Nessun Dorma. Gerçek olamayacak kadar güzel bir manzaraya nazır Aperol Spritz içmek inanılmaz keyifliydi. Tallinn’de Kohvik Rukis isimli kafeye, seyahatim boyunca 5-6 kere gittim. Kahvaltısı, kahveleri ve ambiyansı muhteşem. Milano’daki California Bakery ve Biancolatte’ye bayılırım. Oslo’da hayatımın en güzel somonunu, Louise’de yemiştim. Helsinki’de, deniz kenarında, masaldan fırlamış gibi, kırmızı bir kulübe var. Burası küçücük bir kafe ve ismi Regatta. Burada içtiğim sıcak çikolatayı asla unutamam. Yine Helsinki’de Kappeli isimli restoranı tavsiye ederim. Positano’nun dillere destan oteli Le Sirenuse’te, manzaraya karşı limoncello içmiştim, asla unutamayacağım anlar arasına girdi tabii ki. İtalyan mutfağı en sevdiğimdir ve favori İtalyan restoranlarımdan biri kesinlikle Floransa’da bulunan ZaZa. Bir diğeri ise Roma’da bulunan Ristorante Al 34. Viyana’da Lugeck Figlmüller’de yediğim şinitzel ve opera binasının karşısındaki muhteşem Cafe Gerstner’deki kahve/tatlı molası da favorilerim arasında.

İstanbul’da şu sıralar yemek için favorim Kase No:16. Kahve için favori mekanlarım ise MOC ve FilBooks.

 

Manarola – İtalya


Birden fazla kez gitmek konusunda sizi etkileyen şehirler, ülkeler hangileri?

Bu çok zor bir soru çünkü bugüne kadar gittiğim birçok yerden kesinlikle bir daha buluşmak umuduyla ayrıldım. (Malta hariç, kesinlikle tavsiye etmiyorum :)) Sanırım İtalya’nın neredeyse her yerini gezmiş biri olarak, her sene birkaç kere İtalya’ya gitsem, yine bıkmam diyebilirim. Roma’nın bende yeri çok ayrıdır. Paris’i, yurtdışında gittiğim ilk şehir olduğu için ve bana her gittiğimde çok iyi geldiği için tekrar gideceğim bir şehir olarak sayabilirim. (5 kere gitmiş olmama rağmen) Tallinn’i bir daha görmeyi çok isterim. Yazın Dubrovnik’e gitmeyi tekrardan çok isterim. Lizbon ve Porto kesinlikle benim için tekrar gidilesi. Ljubljana ve Bled Gölü’ne tekrar gitmeyi, çok isterim çünkü Slovenya’nın doğası muhteşem.

 

Hepimizin bildiği gibi vizesiz ülkelere seyahat oldukça pratik. Sizi en çok etkileyen vizesiz ülke hangisi idi? En çok nesinden etkilendiniz?

Kesinlikle Ukrayna. Yakın zamanda gittim ve çok etkilendim. Tarihi beni çok etkiledi. Ukrayna’nın hüzünlü bir havası var aslında. Çok şey yaşanmış ve tarihlerine çok güzel sahip çıkmışlar. Hem Kiev’i hem de Lviv’i gezdim. Kiev’deki Savaş Müzesi’nde gözyaşlarımı tutamadım, inanılmaz sarsıldım. Tarihi ve mimari açıdan oldukça zengin bir ülke ve bu iki şehir de hafta sonu kaçamağı için ideal. Çok güzel müzeler ve yeme-içme mekanları var. Bir daha gitmek için sabırsızlanıyorum.

Lviv – Ukrayna


Yurtdışı gezilerde paket turlar mı daha iyi yoksa seyahatseverler kendi seyahat tasarımlarını kendileri mi yapmalılar ? Siz hangi seçeneği  tavsiye ediyorsunuz ?

Ben seyahatlerimi kendim organize etmeyi seviyorum. Uçak bileti ve otel araştırması yapıp destinasyona karar veriyorum. Blogger olmanın en güzel yanlarından biri, otellerde ücretsiz ya da indirimli konaklamak. Karşılığında otellerin tanıtımını yapıyorum tabii ki. Tabii İngilizcem bu denli iyi olmasa, turla seyahat etme fikri daha cazip olabilirdi. İnsan kendi başına gezdikçe onun rahatlığına alışıyor. Haritamı açıyorum, önceden işaretlediğim her yere kendim gidiyorum. Ama tabii ki de işin ekonomik boyutu var ve sonuçta gezmeyi her seven insan blogger değil. Bu yüzden bazen paket turlar çok avantajlı olabiliyor. Tur rehberleri bilgili ve donanımlı olduğunda da size seyahat esnasında birçok şey katabiliyorlar. Benim en büyük sıkıntım, kısıtlı zaman. Tur rehberinin size tanıdığı zaman kadar özgürsünüz. Bu yüzden ben herşeyi kendim ayarlamayı tercih ediyorum ama tabii ki iki yöntemin de kendine göre avantajları ve dezavantajları mevcut.

 




Bu eğlenceli sohbet için Gamze Akpul’a çok teşekkür ediyoruz .

Yeni söyleşiler ve diğer güncel haberler  için bizi takip edin …

Instagram adresimiz : @haftasonuyurtdisi

 

Bir yanıt yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

You may use these HTML tags and attributes:

<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>